Osmanlı ve Türklük

 

Uzun süredir tartışılan konulardan biriside Osmanlı ile Türklüktür. Osmanlı Türk devleti miydi, Osmanlı Türklere hakaret etmiş miydi, Osmanlı Ticaretinde ve devlet kademisinde Türkler var mıydı gibi sorularının hepsini bu yazımda bulacaksınız.

Her şeyden evvel Osmanlı’nın bir imparatorluk olduğu unutulmamalıdır. Çünkü Osmanlı bir ulus-devlet modeli değil içinde farklı etnik yapıları bulunduran bir imparatorluktu. Ama ırklara rağmen Osmanlı’nın ana unsuru Türklerdi. Osmanlı düşmanları Osmanlı’nın imparatorluk olmasını onun bir Türk devleti olamayacağını savunurlar. Hatta kendilerine Osmanlı bir Türk devleti değildi aileydi diye saçma bir kalıpta buldular. Yani burada diyorlar ki Osmanlı tek bir ırk değil farklı ırklar bulunduran bir aileydi. Bunlar bir nevi Osmanlı’nın imparatorluk olmasına karşılar. Ne yani Osmanlı Türk devleti olabilmek için hiç bir yeri fethetmeyip sadece bir bölgede Türk olarak mı hakimiyetlerini sürdürselerdi ya da gittiği yerlerde ki ecnebileri yurtlarından sürgün mü etselerdi. Zira sürgün etseler Osmanlı’ya Türk düşmanı diyenler şimdi de Osmanlı zalimdi diyeceklerdi.

Tabi tek iddia bu değil başka iddiları da var. Bunları da size başlıklar halinde anlatacağım.

Osmanlı Türklere Hakaret Etti Mi?:

Bazı Osmanlı tarihçileri Türk ve Türkmenlere idraksiz Türk manasında “etrâk-ı bi-idrâk” demişlerdir. Ama bu hakaret değildir. Osmanlı tarihçilerinin eserleri incelendiğinde bu tür ifadelerin etnik kimlikle alakasının olmadığı, sosyolojik ve siyasi bir anlam taşıdığı görülür. Ayrıca bu ifadelerin kullanıldığı kişiler Osmanlı’ya sorunlar çıkaran ve Şah İsmail’e katılmış Türkmen’lerdir. Düşman olarak görülen bu kişileri kötülemek için kullanılmıştır.

Ayrıca bu tür ifadeler sadece Osmanlı tarihçileri değil Selçuklu tarihçileri içinde geçerlidir.

Osmanlı dönemi bazı tarihçileri Türk kimliğini değil köylü ve göçebeleri betimlemek içinde kullanmışlardır. Çünkü bunlarda bir çok arıza çıkarmaktaydılar. Bu tür ifadeler sadece Türkler için değil, Örneğin, Araplar içinde kullanmışlardır. Mesela “kötü işler yapan arap, düşüncesi kötü arap” manasına gelen cümlelerde söylemişlerdir. Osmanlı’ya Arap devleti diyenler bunları görünce acaba “Osmanlı Arap düşmanıydı” der mi merak etmiyor değilim? Ayrıca bunları bizim gözümüze sokan sahte tarihçilerin ve bilgisiz bloggerların neden Osmanlı tarihçilerinin Türklüğü savunan sözlerini paylaşmıyorlar bunu da ayrı merak ediyorum. Aslında merakım bunların adam akıllı araştırıpta bulmayacaklarını bildiğim için sona eriyor. Zira bunlar internet tarihçisidir, bizim gibi önüne kitapları yığıp teker teker okuyanlar değiller.

Osmanlı tarihçilerinin Türklüğü öven ifadeleri vardır ve bunlar sayıca pek fazladır. Mesela Hoca Sadeddin’in “Türk yiğitleri”, “Zaferleri gölge edinmiş Türk askerleri” ifadeleri Tacü’t-Tevârih eserinde vardır. Diğer bir Osmanlı tarihçisi olan Solakzade Mehmed’in Cem sultan için şu ifadesi dikkat çeker: “Kostantiniyye’yi feth eden Türk’ün oğlu”, Gelibolulu Mustafa Âli ise eserinde Türklere “seçkin millet” demesi yine bunlara birer örnektir.

Osmanlı Hânedânı ve Türklük:

Ayrıca Osmanlı padişahları da Türklüğü övücü sözler söylemişlerdir.

Yabancı kadınlar ile evlenmelerinin de Türklüklerini bozacağını söyleyenler vardır. Biz bu konuda yazılar neşrettik ve çoğu yazarımızında bu alanda yazıları vardır. Biz sadece şunu söyleyebiliriz ki o kadınlar hareme alındıktan sonra çok büyük bir Türk terbiyesi görüyorlar. Emin olsunlar onlar “Ben safkan Türküm” diyen bazı kişilerden daha Türktüler. Hiç olmazsa şimdi kendine Türküm diyip batı özentisi olmaktansa, ırkları yabancı olup şimdikilerden daha Türk gibi davranıyorlardı.

Osmanlı İdâresinde Türkler:

Affınıza sığınırak Osmanlı sadramazlarından hiçbiri Türk değildi diyenlere şu tabiri kullanmak istiyorum: “Ahmak”. Çünkü sadece araştırmayan ahmaklar bunu söyler. Ben bunu sıklıka duydum. Osmanlı da ırkları bililen tam 121 Türk sadrazam vardı. (Muammer Yılmaz, Maktül Osmanlı Sadrazamları, sh:18.) Hemde bu sayı Osmanlı içinde ki Türk oranına göre gayet fazlaydı. Ayrıca Osmanlı da şeyhülislam ve kazaskerler olmak üzere ülemanın hemen hemen hepsi Türk’tür. Bürokrasi de yine Türk’ler çoğunluktadır. Defderdarlık, nişancılık, reisülküttaplık, defter eminliği gibi üst düzey bürokratlarında çoğunluğu da yine Türk’tür. Yine memurlar ve Garp ocakları askerleri Batı Anadolulu Türkler olmuşlardır.

Osmanlı da Türkler Ticaret Yaparlar Mıydı?:

Bilmemezlik bizi gerçekten uçurumun kenarına sürüklüyor. Bilmeyen kişilerin tekrar tekrar ısıtıp önümüze koyduğu saçmalıklardan teki de “Osmanlı da Türkler ticaret yapmaz, hep yabancılar yaparlardı” iddiasıdır. Oysa Osmanlı da birden fazla gemiye sahip, “Hoca” adı verilen bir çok Türk kökenli tüccar Venedik’ten Hindistan’a, Rusya’dan Avusturya’ya büyük miktarlı ticaret faaliyetlerinde bulunurlardı.

Gayrimüslimler ancak yabancıların Osmanlı yönetimine karışmasıyla bir üstünlük elde etmişlerdi. Yoksa bunu hiçbir zaman Osmanlı yönetimi düşünmemiş üstelik II.Abdülhamid Türklerin ticarette aktif rol haline gelmesi için çabalamıştır.

Osmanlıca Arapça mıdır?:

Akademisyenlerin ve araştırmacıların genelde bu konu da şu sözleri hep aklıma gelir: “Osmanlıca dibine kadar Türkçedir”.

Evet dibine kadar Türkçedir. Bize çarpık anlatılan konuların başında bu da gelir.

İnsanlar Osmanlı döneminde ki alfabenin Arapça olduğunu görerek sanıyorlar ki Osmanlıda Arapça konuşuluyordu. Oysa ki bu yanlışlıktır. Onlarda şuan biz nasıl konuşuyorsak ufak farklılıklarla aynı şekilde konuşyorlardı. Sadece Türkçe’yi Arap alfabesiyle yazıyorlardı. Biz nasıl Latin harfleri ile yazıpta Latince kullanmıyorsak Osmanlı da Arap harfleri ile yazıp Arapça kullanmıyordu.

Osmanlı da diğer dikkat çekecek bir unsur ise Osmanlı da basılan Türkçe eserlerin kendinden önceki Türk devletlerinden daha fazla olmasıdır. Osmanlı da dönemlere göre eserler incelenirse Türkçe eserlerin giderek daha da fazla yayıngınlaştığı görülür. İbn Sina ve Farabi gibi Türk alimlerin bile eserlerinin Arapça olması, Osmanlı da bu yaygınlaşmanın Türkçe’ye verdiği değeri gösteriyor.

Son…

Yabancı yazarlar Osmanlı’ya çoğu zaman hep Türkiye demişlerdir. Hatta şuan ki devletimiz kendine isim bulurken sanırım bu referans olmuştur. Yine yabancı yazarlar Osmanlı’ya “Türk İmparatorluğu, Türklerin Muhteşem İmparatorluğu”, padişahlarımıza ise “Türkler’in Sultanı” derlerdi. Kanuni’nin yabancıların nazarında Büyük Türk diye anılması, Yabancıların Müslüman olan kişilere Türk oldu demesi, Yemen kahvesine Türk kahvesi denmesi, hatta Osmanlı’da fazlaca kalıp ülkelerine dönen kişilerin “Türkleşti” diye hapse atılmaları Osmanlı’nın yabancılar üzerinde bıraktıkları tesirlerdir. Osmanlı fetihe girişti mi “Türkler geliyor” diyerek kaçışan, kiliselerinde “Tanrım bizi Türklerden koru” diye yakaran yabancılar bile Osmanlı’ya Türk demekten kendilerine alamadıkları, ama bizim içimizde ki kişilerin bunu inkar etmeleri ne kadar acı bir tablodur gözüküyor.

Her zaman Türk devleti diye anılan, yüzlerce kaynağa yansıyan bu gerçeklerden görüldüğü üzere Osmanlı dibine kadar Türk’tür, ve bunun sonuna kadar savunucusu olmuştur. Osmanlı da gayrimüslim vatandaşlar dahi şuan Türk geçinen bir çok kişiden emin ol daha erdemlidir. Çünkü bunlar (itham ettiklerim) Türk’üm havasıyla dolanan, ama Türklüğün tek özelliğini taşımayan kişilerdir. Unutmayın, Türklük; bozkurt işareti yapmakla, Göktürkçe harflerle şapkalara veya tişörtlere kazınmış kelimelerle, Facebookta, İnstagramda, Twitterda veya diğer medya gereçleri ile uluyan kurt veya sözler paylaşmakla olunmaz. Türklük bir şereftir ve ancak yaşanır. Gösteriş unsuru olamaz.

 


Mustafa Dursunkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir