Fatih Sultan Mehmed Zehirlendi mi?

Fatih Sultan Mehmed vefat etmeden önce kimi tarihçilere göre Doğu/Memluk seferiyle İslam Dünyası’nı tek merkezde toplayıp İstanbul’u Hilafet merkezi haline getirmeyi planlıyordu, kimi tarihçilere göre de İtalya/Roma seferine çıkacaktı. (Tarihçilerin büyük çoğunluğu bu seferin Doğu/Memluk üzerine olacağını söylemektedirler). Fatih Ordusuyla birlikte 1481’de Gebze’deki Maltepe’ye (kocaeli sınırları içerisindedir) geçmiş Hünkar Çayırı’nda kurulu otağına yerleşmişti. Bir süreden beri ayağından rahatsız olan Fatih, Osmanlı Hanedanı’na musallat olan Nikris/Damla/gut (Eklem iltihaplanması) hastalığına mübtelaydı.

Sultanın 4 İranlı, 1 Türk, 1 Arap, 1 tane de eskiden Yahudi olan Venedikli olmak üzere 7 hekimi vardı. Hekimlerden en dikkat çekenleri İranlı Lari ve Maestro Lacopo isimli Yahudi olan fakat İstanbul’a geldiğinde Müslüman olup Yakup adını alan, padişahın itimadını kazanmış, paşalıkla ödüllendirilip başhekimliğe kadar yükselmiş Yakup Paşa’dır.

Sultan Mehmed Hünkar Çayırı’nda kurulu otağına kurulmuş fakat hastalığından yatağa düşmüştü. Sultanın ağrılarının artması sebebiyle müdahale eden İran’lı hekim Larin sultanın ayağından kan alıp tahlil yapmış, tedavi için müdahele etmişsede sultanın acısı artmıştı. Daha sonra müdahale için Yakup Paşa gelmiş hekim Lari’nin tedavisinden pek hoşnut olmamış, son çare olarak kusturmak yöntemiyle tedavi için Şarab-ı Fariğ içirmiş fakat sultan bu müdahaleden birkaç saat sonra vefat etmiştir.

Bu noktada tarihçiler ikiye ayrılır, kimi tarihçiler Sultan Mehmed’in suikaste kurban gittiğini, kimi tarihçide bu iddianın reyting amaçlı yapıldığını söyleyerek eceliyle öldüğünü belirtmiştir.Suikaste uğradığı kanaatinde olan tarihçiler Fatih Sultan Mehmed dönemi Osmanlı Tarihçisi Aşıkpaşazade’nin 1285-1502 Osmanlı dönemini konu alan Aşıkpaşazade Tarihi isimli kitapta geçen şu manzum anlatımı referans almışlardır:

Tabibler şerbeti kim verdi Han’a
O Han içti şarabı kana kana
Ciğerin doğradı şerbet o Han’ın
Hemin-dem (arkadaşlarına)  zari(feryat) etti yana yana

Dedi niçün bana kıydı tabipler
Boyadılar ciğeri canı kana
İsabet etmedi tabip şarabı
Tımarları kamu vardı ziyana

Tabipler Han’a çok taksirlik (kabahat) etti
Budur kavil(söz, söz verme)düşme gümana(inanç, kanaat)
Dua et Aşıki bu Han hakkında
Ki nur-ı rahmete canı boyana

Bu manzum anlatım ışığında Yılmaz Öztuna ve Osmanlı tarihi konusunda araştırmalarıyla ünlü Alman tarihçi Franz Babinger Fatih’in kesinlikle zehirlendiğini ifade eder. Yılmaz Öztuna bunu ‘’Fatih’in zehirlendiği bugün münakaşa mevzuu bile olamaz, o kadar açık keyfiyettir. ‘’ sözleriyle ifade eder.

Yükseköğrenimini tarih ve İslam sanatı konusunda yapan Alman tarihçi Franz Babinger Sultan Mehmed’in zehirlendiğine kesin gözüyle bakarken sorumlusu olarak Yakup Paşa’yı zikretmiş ‘’1471’de Venedik Hükümetinde Onlar Meclisince hazırlanan anlaşma belgesinde geçen bilgi uyarınca büyük miktarda para alacak ayrıca neslinden gelecek olanlara Venedik vatandaşlık hukuku tanınacak tüm nesli bütün vergilerden ve mükellefiyetlerden muaf tutulacaktı ‘’ demiştir.

İlber Ortaylı’da ‘’Fatih Sultan Mehmed yönü tam belli olmayan bir sefere çıkarken zehirlenerek öldürülmüştür. Tarihi veriler bu seferin İtalya üzerine olduğunu gösteriyor ve İtalyanlar o dönemde zehir konusunda çok uzmanlaşmış bir milletti. Fatih Sultan Mehmed’in hastalığı vardı ama o hastalıktan ölmedi, zehirlenerek öldü.’’ İfadelerini kulanmıştır

Suikaste uğradığını söyleyen tarihçiler İranlı hekim Lari’nin dönemin Memluklu Sultan’ı Kayıtbay tarafından, Venedik asıllı Yakup Paşa’nın da Venedik hükümetinin sultanı öldürmek için kandırdığını yazar. Fatih’in ilim ve bilim adamlarına hiçbir hükümdarın vermediği imkanlar vermesi ve o dönemin en güçlü devletinin hükümdarına hekim, paşa, başhekim olma makam ve mertebesine ulaşmış bu iki hekiminde ne ile kandırılmış olabileceği düşünceside zehirlendiği iddialarını şüpheye düşürür, sorgulatır niteliktedir.

Böyle bir suikast yapılmış olsa dahi, Venedikliler’in Fatih’e 14 kez suikast girişiminde bulunduğunu ve Gedik Ahmet Paşa’nın Batı Roma için stratejik öneme sahip Otranto Seferi’ne göderilmesi, Hrıstiyanları fazlasıyla endişiye düşürdüğünü göz önünde bulundurursak ancak Hristiyanların azmeddirmesiyle milli ve dini duygular doğrultusunda yapılmış olabileceği ihtimalini ön plana çıkarmaktadır.Fakat suikast iddialarında başrol oynayan Venedik asıllı Yakup Paşa’nın 30 yıl kadar Fatih Sultan Mehmed’in yanında hizmet ettiği gerçeğine de değinmeden geçemeyiz. Devlet kademelerindeki görevlileri dahi titizlikle seçen Fatih, 30 yıldır yanında paşalık, tabiplik görevinde bulunan Yakup Paşa’yla alakalı hiç istihbarat almamışmıydı ? Yada Osmanlı aleyhinde çalışan Yakup Paşa Osmanlı bu kudretine ulaşmadan önce Sultanı öldürüp bunların önüne geçmek istemezmiydi ?…

Son tahlilde Fatih Sultan Mehmed hasta olmadan yatağa düşüp vefat etseydi zehirlendiği konusunda daha net bir ifade kullanabilirdik fakat sultan bu hastalığa 1464’ten beri mübtelaydı ve acısını yaşıyordu, bu hastalığı tetikleyen, sebep olan kilolarda Fatih’in son zamanlardaki fotoğraflarında dikkat çekmektedir.

Romen Tarihçi ‘’Nicolae Jargo’’ bu hastalığın Fatih’e 1464 tarihinde musallat olduğunu ara ara sultanın acı yaşadığını yazar hatta sultanın 1466 yılında öldüğü haberi yayıldığını daha sonra bunun bir savaş hilesi olduğu iddia edilir’’ demiştir. Yatağa hastalığından düştüğü aşikardır zehirlendiği iddiası bu noktadan sonra dile getirilmektedir. Doktorlar hasta olan sultanı tedavi etmek yerine ölümünemi sebep oldular? Buna hiçbir tarihçi kesin ifadelerle açıklamalarda bulunmasada elde bulunan deliller doğrultusunda, zehirlendiği iddiası ön plana çıkmaktadır.

Yazımızı Türkiye’nin en iyi tarihçilerinden kabul edilen Halil İnalcık’ın ifadeleriyle noktalayalım ‘’Elimizde kesin deliller olmadığı için zehirlenme tezini yok sayılmayacak bir ihtimal olarak ileri sürebiliriz. Böylesine bilgi boşluğuyla dolu bir konuda kesin bir hükme varmak doğru olmaz. Tarihçinin bütün ihtimalleri hesaba katması ve her zaman bir ihtiyat payını bırakması gerekir.’’

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Ömer Faruk Damaksız

İsmim: Ömer Faruk Soyismim: Damaksız Doğum Tarihi: 05.01.2000 Adana'nın Karaisalı ilçesinden olup 7 çocuklu ailenin 5.Çocuğuyum.Doğum yerim Adana merkezdir, ilk okul 1.sınıfını Özel yeni cihan kolejin'de okudum daha sonra ikamet değişikliğinden dolayı Kurttepe İ.M.K.B. Okulunda eğitimimi Sürdürdüm. Sistem değisikliğinden ötürü Mithat Topal Ortaokulunda 1 sene eğitimimi devam ettirdikten sonra, Çukurova Anadolu İmam Hatip Lise'sine geçtim buradaki 4 yıllık eğitimimin ardından bu sene mezun olup üniversite sınavına girdim. İleride Hedefim Akademisyen olup değerlerimizi ve Tarihimizi gençlere anlatmak. (Fakat kader önümüze ne getirir bilmiyorum). Kitap okumayı severim özellikle tarihi kitaplar, tarihi kitapların verdiği tatlı yorgunluğumu tarihi roman okuyarak dağıtıyorum. Zaman buldukça tarihi belgeseller izlemeyi severim, fırsat buldukça spor olarak basketbolu oynamayı ve izlemeyi severim

Ömer Faruk Damaksız

İsmim: Ömer Faruk Soyismim: Damaksız Doğum Tarihi: 05.01.2000 Adana'nın Karaisalı ilçesinden olup 7 çocuklu ailenin 5.Çocuğuyum.Doğum yerim Adana merkezdir, ilk okul 1.sınıfını Özel yeni cihan kolejin'de okudum daha sonra ikamet değişikliğinden dolayı Kurttepe İ.M.K.B. Okulunda eğitimimi Sürdürdüm. Sistem değisikliğinden ötürü Mithat Topal Ortaokulunda 1 sene eğitimimi devam ettirdikten sonra, Çukurova Anadolu İmam Hatip Lise'sine geçtim buradaki 4 yıllık eğitimimin ardından bu sene mezun olup üniversite sınavına girdim. İleride Hedefim Akademisyen olup değerlerimizi ve Tarihimizi gençlere anlatmak. (Fakat kader önümüze ne getirir bilmiyorum). Kitap okumayı severim özellikle tarihi kitaplar, tarihi kitapların verdiği tatlı yorgunluğumu tarihi roman okuyarak dağıtıyorum. Zaman buldukça tarihi belgeseller izlemeyi severim, fırsat buldukça spor olarak basketbolu oynamayı ve izlemeyi severim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir